Markalandırma

Markalandırma

Markalandırma, eskilerde çiftlik hayvanlarının işaretlenmesi olarak bilinirdi. İş hayatında markalandırma ise verilen hizmetlere ayırt edici bir kimlik kazandırma anlamına gelmektedir. Philip Kotler’in standart ders kitabı Pazarlama Yöntemi’nde marka, ‘‘Bir satıcının veya satıcı grubunun ürün ve hizmetlerini belirginleştiren ve rakiplerininkilerden farklılaşmasını sağlayan isim, terim, sembol veya tasarım (ya da bir kombinasyonu)’’ olarak tanımlanmıştır.

Şirketler markaların gücünün uzun yıllardır farkındadır. Marka oluşturmada en verimli dönem, Kodak ve Kelogg’ın mağaza vitrinlerinde ilk kez ortaya çıktığı 1880’lerde ve 1890’lardaydı. Her kurumun kendi değerlerine, kişiliğine, karakterine ve ilkesine sahip olması gerekir. Çünkü her bireyin davranışları, planları, yaşam tarzı ve felsefesi farklı olduğu gibi kurumların da farklı olmalıdır. Uzun yıllardır önemi bilinen markalandırmaya göz ardı edilecek bir konu değildir.

İş hayatınızdaki değerleriniz, rolleriniz ve hedefleriniz, markanızın ne olduğu ve ne olabileceği açıkça belirtilmelidir. Dinlemek, anlamak ve bir plan oluşturmak başarıyı yakalama öncesinde dikkat edilmesi gereken önemli faktörlerdir. Bundan sonra her şey bir değer etrafında oluşmaya başlar. Markanıza ve şirketinize bir kişilik ve karakter kazandırdıktan sonra, tüm etkili çalışmalar, iletişim faaliyetleri ve izlenecek yollar ilk başta belirlenen strateji dahilinde oluşturulur. Bu nedenle, iletişimde kullanılan tüm araçlar kurumunuza fayda sağlar. Bir posterden bir web sitesine tasarlanan tüm iletişim araçları, hiç şüphesiz hedefe odaklanır.

Markalı bir ürün pazar kategorisinde bir numara olduğunda lider marka olarak adlandırılır. Bir Amerikan araştırması, lider markaların birim yatırım başına ikinci sıradaki markalardan çok daha fazla gelir elde ettiğini buldu. Markalar esas olarak kalıcı kalma gücüne sahiptir. Yeni ürünler aynı marka çatısı altında piyasaya sürülürken, eski markalar yavaş yavaş piyasadan çekilebilir.

By |2019-10-30T22:30:39+03:00Ekim 30th, 2019|Categories: Büyük Fikirler|Tags: |Yorum yok

Bir Cevap Yazın