Bir çalışanın maaşından memnun olup olmadığını yalnızca aldığı ücret belirlemez. Aynı işi yapan bir meslektaşının daha fazla kazandığını öğrenen kişi, kendi ücreti değişmediği hâlde kendini haksızlığa uğramış hissedebilir. Davranış bilimci J. Stacy Adams, bu gündelik deneyimi sistemli bir kurama dönüştürdü. 1960’larda geliştirdiği eşitlik kuramı (equity theory), motivasyonu bireyin iç ihtiyaçlarından çok, kendisini başkalarıyla karşılaştırmasından doğan adalet algısı üzerinden açıklar. Kuram, bugün örgütsel adalet araştırmalarının temel taşlarından biri kabul edilir.

Kuramın Arka Planı

Adams’ın hayatına ilişkin kamuya açık bilgiler oldukça sınırlıdır. Onu yönetim literatürüne taşıyan şey, 1960’ların başında yayımladığı birkaç makaledir. Bunların en bilineni, 1963’te Journal of Abnormal and Social Psychology dergisinde yayımlanan “Toward an Understanding of Inequity” başlıklı çalışmadır. Adams, kuramını 1965’te Advances in Experimental Social Psychology dizisinde yayımlanan “Inequity in Social Exchange” bölümünde daha kapsamlı biçimde ortaya koydu.

Kuram, Leon Festinger’ın bilişsel çelişki kuramından ve sosyal mübadele düşüncesinden beslenir. Festinger’a göre insanlar, birbiriyle çelişen bilişler arasında kaldıklarında rahatsızlık duyar ve bu çelişkiyi azaltmaya çalışırlar. Adams, bu düşünceyi çalışma ilişkilerine uyguladı: İşine kattıklarıyla elde ettikleri arasında bir dengesizlik algılayan kişi de benzer bir gerilim yaşar.

Girdiler ve Çıktılar

Eşitlik kuramının merkezinde iki kavram vardır. Girdiler, kişinin işe kattığı her şeydir: eğitim, deneyim, beceri, harcanan zaman ve çaba, sadakat. Çıktılar ise karşılığında elde ettikleridir: ücret, yan haklar, tanınma, statü, iş güvencesi ve başarı duygusu. Kişi kendi çıktılarının girdilerine oranını, karşılaştırma için seçtiği bir başkasının oranıyla kıyaslar. Bu “karşılaştırma kişisi” aynı örgütteki bir meslektaş, başka bir şirkette benzer işi yapan biri ya da kişinin geçmişteki kendi durumu olabilir.

İki oran eşit olduğunda kişi adil davranıldığını düşünür. Oranlar eşit olmadığında ise eşitsizlik algılanır. Adams’ın en dikkat çekici önermelerinden biri, eşitsizliğin yalnızca eksik ödenme durumunda değil, fazla ödenme durumunda da rahatsızlık yarattığıdır. Eksik ödenen kişi öfke, fazla ödenen kişi ise suçluluk duyar. Bununla birlikte insanların eksik ödenmeye karşı çok daha duyarlı olduğu ve fazla ödenmeyi kolayca haklı gösterebildiği de belirtilmiştir.

Adams: Eşitlik Kuramı

Eşitsizliğe Verilen Tepkiler

Adams’a göre eşitsizlik algılayan kişi, dengeyi yeniden kurmak için çeşitli yollara başvurur. Girdilerini değiştirebilir; örneğin daha az çaba harcayabilir. Çıktılarını değiştirmeye çalışabilir; zam isteyebilir. Kendi girdi ve çıktılarına ilişkin algısını bilişsel olarak çarpıtabilir; işinin aslında daha kolay olduğunu düşünebilir. Karşılaştırma kişisinin girdi ve çıktılarına ilişkin algısını değiştirebilir, karşılaştırma kişisini değiştirebilir ya da durumdan tamamen uzaklaşarak işten ayrılabilir.

Adams ve William Rosenbaum’un 1962’de yayımladığı deney, kuramın sıkça anılan örneklerinden biridir. Bu çalışmada kendilerini fazla ücretlendirilmiş hisseden ve saat başı ücret alan katılımcılar, daha fazla iş üreterek dengeyi kurmaya çalıştı. Parça başı ücret alanlar ise daha az iş üretti; çünkü daha fazla üretmek onlara daha fazla ödeme yapılması ve eşitsizliğin büyümesi anlamına geliyordu.

Eleştiriler ve Etkisi

Eşitlik kuramı, özellikle eksik ödenme durumuna ilişkin önermeleri bakımından görgül araştırmalarla büyük ölçüde desteklenmiştir. Ancak fazla ödenmeye ilişkin önermeleri daha tartışmalıdır. Kuramın, kişinin hangi karşılaştırma kişisini seçeceğini ve hangi tepkiyi vereceğini öngörememesi de önemli bir sınırlılık olarak görülür. Ayrıca bireylerin adalete karşı duyarlılıklarının farklı olduğu ileri sürülmüş; bazı kişilerin kendi lehlerine olan dengesizliklere daha kolay katlandığı gösterilmiştir.

Kuramın asıl mirası, yönetim literatüründe örgütsel adalet alanının doğmasına zemin hazırlamasıdır. Adams’ın odaklandığı dağıtım adaleti, sonraki yıllarda kararların nasıl alındığıyla ilgili usul adaleti ve kişiler arası ilişkilerdeki etkileşim adaleti kavramlarıyla genişletildi. Konunun arka planı için motivasyon, iş tatmini ve örgütsel güven yazılarımıza bakılabilir.

Yararlanılan Kaynaklar

Adams, J. S. (1963). Toward an understanding of inequity. Journal of Abnormal and Social Psychology, 67(5), 422–436.

Adams, J. S. (1965). Inequity in social exchange. L. Berkowitz (Ed.), Advances in experimental social psychology içinde (C. 2, s. 267–299). Academic Press.

Adams, J. S. ve Rosenbaum, W. B. (1962). The relationship of worker productivity to cognitive dissonance about wage inequities. Journal of Applied Psychology, 46(3), 161–164.

Festinger, L. (1957). A theory of cognitive dissonance. Stanford University Press.