Beyin Olarak Örgütler – Beyin Metaforu

//Beyin Olarak Örgütler – Beyin Metaforu

Beyin Olarak Örgütler – Beyin Metaforu

Yapılan bir deneyde labirentte dolaşan farelerin beyinlerinin yüzde 90’ı alınmasına rağmen labirentte yollarını bulma yeteneklerinden çok fazla bir şey kaybetmedikleri görülmüştür. Bazı kazalarda beyinlerinin bir kısmını kaybeden insanlarda da bir zaman sonra; beynin kalan kısmının eksik kısmını telafi ettiği görülmektedir. İnsanoğlunun yaptığı hiçbir makinede, eksilen bir kısmın vazifesini kalan kısımlar yapmamaktadır. Eğer yapıyorsa da eksilen kısım başta fazladan konmuş demektir.

Beynin esnek ve üretken yapısı, yönetim bilimcilerin de dikkatini çekmiştir. Taylor bile örgütleri beyin gibi tasarlayabilmeyi arzu etmiştir. Bu şekilde örgütler değişen koşullara uyum sağlayabilecek; böylelikle hem amaçlar verimli bir şekilde gerçekleşecek hem de örgütün varlığı devam edebilecekti. Bu düşünce “öğrenen örgütler”e ihtiyacı ortaya çıkarmıştır. Bunun için örgütleri, beyine benzeterek ihtiyaç karşılanmaya çalışılmıştır. Örgütler, beyine benzeyişleri bakımından beyin metaforu ile açıklanmıştır.

Beyin metaforu ile, örgütlerin çalışması ile beynin çalışması arasında benzerlik kurulmaktadır.  Örgütler; bilgiyi işleme, öğrenme şekli ve holografik yapıları bakımından beyine benzetilmektedir. Beyin olarak örgütler üç başlıkta ele alınmaktadır; enformasyon işleyen beyinler olarak örgütler, sibernetik sistemler olarak örgütler ve holografik beyinler olarak örgütler.

Enformasyon İşleyen Beyinler Olarak Örgütler

Örgütsel işleyiş, her yönüyle bilginin işlenmesine bağlıdır. Yöneticilerin karar almasından uygulamaya geçmesine kadar geçen süreç, eldeki bilgilerin işlenmesi ile alakalıdır. Örgütler enformasyon sistemleridir. Örgütlerin bu yönü beynin işleyişine benzemektedir. Beyin de bilgiyi işleyerek bunları değerlendirmektedir.

Nobel Ödüllü Herbert Simon, insanların karar alması ile örgütlerin karar alması arasında benzerlikler saptamıştır. İnsanların karar verirken her zaman rasyonel davranmadığı gibi örgütlerin de kararlarında çoğu zaman rasyonellikten uzaklaştığını fark etmiştir. Simon, insanların eldeki bilgiye göre idare edecek kararlar verdiğini radyo örneği ile anlatmaktadır. Simon’a göre radyo dinlerken kanallar arasında gezinen birisi bütün kanalları karşılaştırıp sonunda en sevdiği müziği çalan kanala dönmeye uğraşmamaktadır. Kanallar arasında gezinirken hoşuna giden bir müzik bulunca o kanalda durmaktadır. İnsanlar bu örnekte olduğu gibi, günlük hayatta durumu idare edecek kararlar vermektedir. Buradan örgütlere gelirsek, örgütler de alacakları kararda en iyi sonucu almayı beklemeden tatmin edici sonuçla yetinmektedir.

Sibernetik Sistemler Olarak Örgütler

Sibernetik; iletişim, enformasyon ve denetimi inceleyen bir bilimdir. Sibernetik kavramı ilk kez 1940’lı yıllarda, bir matematikçi olan Norbert Wiener tarafından kullanılmıştır. Yunanca “dümenci” anlamına gelen kubernetes kelimesi mecaz anlamda kullanılarak bu kavram ortaya çıkmıştır. Dümencilik, denizde kontrol ustalığı nedeniyle Yunanlılar tarafından geliştirilmiş ve buradaki mantık devlet yönetimine taşınmıştır. Wiener sibernetik kavramını, organizmaların istikrarı koruma adına kendini düzenleyecek hareketler oluşturmak için başvurduğu bilgi alışveriş sürecini tanımlamak üzere kullanmıştır.

Sibernetik bilimi, örgüte de uygulanarak örgütün işleyişi hem açıklanmaya hem de düzenlenmeye çalışılmıştır. Bir geminin dış çevresinden etkilendiği gibi örgütler de çevrelerinden etkilenmektedir. Geminin belli bir rotası vardır fakat gemi raylar üzerinde hareket etmediği için çevre koşullarından oldukça etkilenmektedir. Geminin hedefine ulaşabilmesi için dümenin, değişen koşullara göre hedefe doğru çevrilmesi gerekmektedir. Örgütlerin de belli amaçları vardır. Fakat örgütler çevrelerine bağımlı olduğu için çevrelerinin etkisi altındadır. Bunun için ulaşması gereken amaçları göz ardı etmeden değişen koşullara uyum sağlayarak ilerlemesi gerekmektedir.

Holografik Beyinler Olarak Örgütler

Hologram metaforu ile bir bütünün parçalarının, bütünün sahip olduğu özellikleri taşıması kast edilmektedir. İnsan, beyninin bir kısmını kaybettiği zaman beynin kalan kısmı, kaybedilen kısmın görevini de yerine getirmektedir. Hologram metaforuna ayna örneği de verilebilir. Bir ayna bir görüntü yansıtırken bölündüğü zaman kaç parçaya bölündüyse o kadar görüntü yansıtır.

Holografik beyinler olarak örgütler, insan beyninde olduğu gibi örgütlerin de eksilen veya çalışmayan kısmın görevlerinin, kalan kısım tarafından değişime uyum sağlayarak yerine getirilmesidir. Bir işletmede bazı çalışanların işe gelmemesi durumunda bu çalışanların görevleri bir şekilde yine devam ettirilmektedir. Bazen de özel işletmeler veya devlet kurumlar olağanüstü durumlarda hizmet vermeye devam etmek zorunda kalmaktadır. Bu da örgütün değişime uyum sağlama becerisini ortaya çıkarmaktadır.

Yararlanılan Kaynaklar

Başaran, İ. E. (2008). Örgütsel Davranış: İnsanın Üretim Gücü. Ankara: Ekinoks Yayınları.

Hoy, W. K. ve Miskel, C. G. (2012). Eğitim Yönetimi Teori, Araştırma Ve Uygulama (Çev. Ed.: S. Turan). Ankara: Nobel.

Morgan, G. (1998). Yönetim ve Örgüt Teorilerinde Metafor (Çev.: G. Bulut). İstanbul: Mess Yayınları.

By |2019-01-17T15:58:21+03:00Ocak 17th, 2019|Categories: Yönetim Bilgisi|Tags: |Yorum yok

Bir Cevap Yazın