Bir otomobil üreticisi motorunu kendisi mi üretmeli, yoksa bir tedarikçiden mi satın almalı? Bir şirket hangi faaliyetleri kendi bünyesinde yürütmeli, hangilerini piyasaya bırakmalı? Bu sorular, ilk bakışta yalnızca birer işletme kararı gibi görünür. Ancak 1937’de Ronald Coase’un ortaya attığı “firma neden vardır” sorusunu sistemli bir kurama dönüştüren Oliver E. Williamson, bu kararların arkasında genel bir mantık bulunduğunu gösterdi. Williamson’ın geliştirdiği işlem maliyeti ekonomisi, ona 2009’da Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazandırdı ve yönetim, strateji ve örgüt kuramı alanlarını derinden etkiledi.
Hayatı
Oliver Eaton Williamson, 1932’de Wisconsin’in Superior kentinde doğdu. 1955’te Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) lisans, 1960’ta Stanford Üniversitesi’nden işletme yüksek lisansı derecesi aldı. 1963’te Carnegie Mellon Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı. Carnegie’deki yıllarında Herbert Simon, Richard Cyert ve James March gibi isimlerin geliştirdiği davranışsal örgüt kuramından derinden etkilendi.
Pennsylvania Üniversitesi ve Yale Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptıktan sonra Kaliforniya Üniversitesi Berkeley’e geçti ve burada işletme, ekonomi ve hukuk alanlarında dersler verdi. 2009’da Nobel Ekonomi Ödülü’nü, “ekonomik yönetişim, özellikle firmanın sınırları üzerine yaptığı çözümlemeler” nedeniyle Elinor Ostrom ile paylaştı. 21 Mayıs 2020’de öldü.
İşlem Maliyetleri
Coase, piyasa üzerinden alışveriş yapmanın bedelsiz olmadığını belirtmişti: Uygun tedarikçiyi aramanın, fiyat pazarlığı yapmanın, sözleşme yazmanın ve sözleşmeye uyulup uyulmadığını denetlemenin maliyetleri vardı. Firmalar, bu işlem maliyetleri piyasada çok yüksek olduğunda ortaya çıkıyordu. Williamson, bu düşünceyi 1975’te yayımlanan Markets and Hierarchies ve 1985’te yayımlanan The Economic Institutions of Capitalism kitaplarında ayrıntılı bir kurama dönüştürdü.
Williamson’ın kuramı insan davranışına ilişkin iki varsayıma dayanır. Birincisi, Herbert Simon’dan alınan sınırlı rasyonellik varsayımıdır: İnsanlar rasyonel olmaya çalışır, ancak bilgi işleme kapasiteleri sınırlıdır ve geleceğin bütün olasılıklarını öngören eksiksiz sözleşmeler yazamazlar. İkincisi ise fırsatçılık varsayımıdır: Bazı taraflar, fırsat bulduklarında kendi çıkarları için bilgiyi saklayabilir, yanıltabilir ya da sözleşmedeki boşluklardan yararlanabilir.

İşlemlerin Özellikleri
Williamson’a göre bir işlemin piyasa üzerinden mi yoksa firma içinde mi yürütülmesi gerektiği, o işlemin özelliklerine bağlıdır. Bunların en önemlisi varlık özgüllüğüdür: Bir işlem için yapılan yatırımın başka bir kullanıma aktarıldığında değerinin büyük ölçüde düşmesi. Örneğin yalnızca belirli bir otomobil üreticisi için tasarlanmış kalıplara yatırım yapan bir tedarikçi, o üreticiye bağımlı hâle gelir ve taraflardan biri diğerini sıkıştırabilir. Bu duruma “kilitlenme” (hold-up) sorunu denir. İşlemin ne sıklıkta tekrarlandığı ve ne ölçüde belirsizlik içerdiği de karar üzerinde etkilidir.
Varlık özgüllüğü düşük, standart işlemler için piyasa en verimli yönetişim biçimidir. Varlık özgüllüğü ve belirsizlik arttıkça uzun dönemli sözleşmeler, ortak girişimler ve ittifaklar gibi “karma” biçimler öne çıkar. Varlık özgüllüğünün çok yüksek olduğu durumlarda ise işlemi firma içine almak, yani dikey bütünleşme, fırsatçılık riskine karşı en etkili güvencedir. Williamson bu farklı yönetişim biçimlerinin her birinin kendine özgü güçlü ve zayıf yanları olduğunu, doğru seçimin işlem maliyetlerini en aza indiren biçim olduğunu savundu.
Eleştiriler ve Değerlendirme
İşlem maliyeti ekonomisi, dikey bütünleşme, dış kaynak kullanımı ve tedarikçi ilişkileri gibi konularda çok sayıda görgül araştırmaya konu oldu ve pek çok önermesi desteklendi. Bununla birlikte kuram çeşitli açılardan eleştirildi. Sosyolog Mark Granovetter, ekonomik ilişkilerin toplumsal ilişkilere gömülü olduğunu ve güvenin fırsatçılığı sınırlayabileceğini vurgulayarak Williamson’ın insan davranışına ilişkin varsayımlarını fazla karamsar buldu. Sumantra Ghoshal ve Peter Moran gibi yönetim araştırmacıları ise fırsatçılık varsayımının yöneticilere öğretildiğinde kendi kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüşebileceğini ileri sürdü. Kuramın işlem maliyetlerini doğrudan ölçmenin zorluğu da önemli bir sınırlılık olarak görüldü. Konunun arka planı için stratejik yönetim, örgüt teorisi ve sorun çözme ve karar yönetimi yazılarımıza bakılabilir.
Yararlanılan Kaynaklar
Coase, R. H. (1937). The nature of the firm. Economica, 4(16), 386–405.
Ghoshal, S. ve Moran, P. (1996). Bad for practice: A critique of the transaction cost theory. Academy of Management Review, 21(1), 13–47.
Granovetter, M. (1985). Economic action and social structure: The problem of embeddedness. American Journal of Sociology, 91(3), 481–510.
Williamson, O. E. (1975). Markets and hierarchies: Analysis and antitrust implications. Free Press.
Williamson, O. E. (1985). The economic institutions of capitalism. Free Press.
Bir Cevap Yazın